Monday, 14 December 2009

basit adam

evvel zaman içinde kalbur saman içinde başlayan hikayeler olur ya işte bu onlardan değil. bu gerçekten boşluktan doğmuş bir hikaye. ne bir amacı ne de bir özelliği var. tıpkı itham edildiği insan gibi. gerçekten anlamı olmayan birşeyi anlamak zor ama boş insanları anlatan boş bir hikaye.
kendi hakkında izlenim verme kimseye. soğuk ol. bir kurban belirle. harekete geç. sevimli gözük. kendini sevdir. onun ağzına sıç. kendinin en iyi bildiğini düşün. sadece sen düşün ama, kimsenin tersini düşünmesine izin de verme. bunu yapmak o kadar zor değil. hayattaki bütün şeyler zaten senin başına gelir. neden gelmesin ki, sen bi numarasın çünkü. gerçekten bir numarasın ama daha ne numara olduğunu kimse çözemedi. en azından kurbanın bilemedi daha ne olduğunu. kusmuk kutusu o, içini kanlı kusmuklarını bozuk yemekleri içtiğin içkileri ona kus. boşalt tabi ara sıra, gerekicek o kutu sana. ama kutunun kartondan olduğunu unutma, yırtılır. ancak senin miden dayanır o kusmuğa, kutu değil. kus-temizle, kus-temizle... böyle süre gelsin. okadar basit ki, karton kutu, neye dayanabilir? ona kendinin su geçirmez olduğuna inandır, sana güvensin o kadar çok değer versin ki senin gibi biri olmaya başlasın. başlasın, onun da hayatı berbat bir yola girsin, dokunduğunu çürütmen senin isteğinde değil ne de olsa, sen birşey yapamazsın ki, herşeyin kötüsü senin başına geliyor, kimse buna birşey yapamaz, sen bütün zorlukları gördün, kimse seni anlamaz. sen dahisin. evet evet sen mükemmelsin. karşındaki basit bir adam. gerçekten basit bir adam. o kadar basit ki. karton bir kutu. evini de taşırsın onunla, çöpünü de atarsın.
dur. bekle, inandır, herkes sana bakıyo, seni konuşuyo çünkü sen dahisin, sen herkesin birtanesisin, herkesin en önem verdiği kişi sensin. değilsin. sende biliyorsun. ama inan sen de inandır. en iyi yaptığın bu. inanmalarını iste, inanmazlarsa söyle sen bütün kötü şeyleri gördün, dünyanın en kötü, korkulu yolculuğunu yaptın.
basit adamlar karşındakiler, gerçekten basit.
daha kötüsü olamazdı herhalde.

No comments:

Post a Comment