*Guti geldi Beşiktaşıma, seviniyim mi üzüleyim mi bilemedim. Öncelikle inanlılmaz sevinmeliydim, içgüdüseldi bu: bir Beşiktaş taraftarı olarak Guti kalitesinde bir dünya starını yıllardır destekledigim, birlikte uzulup birlikte agladigim takimda gorecektim. Inanilmaz bir duyguygu, hani derler ya "abi hagiden sonraki en iyi transfer" hakikaten de öyle. belki hagi ile birlikte bu ülkede forma giyen en yetenekli yabancı. (o da neyse artık) üzüleyim mi kısmı da tamamen orantisiz sevinçten yazılmış birşey, ne üzülcem lan, kıskanın işte:)
*son günlerde fark ettim de, 24 saat açık yerleri diğer yerlerden daha çok seviyorum-nedenini bilmeden. mesela bir benzin istasyonu, normal bir süper marketten daha tatlı ve yaşanası gelmiştir bana hep. Market sahibi olmaktansa benzinlikte çalışan kasiyer olmayı tercih ederim. Bana göre insanların gece klüplerini sevmelerinin nedenlerinden biri de bu. İnsanlar, gecenin her saati, kendilerini nasıl olursa olsun kabul edecek bir yerde olmak istiyor. Mesela bir barda saat 4-5 e kadar oturduktan sonra "siktirin gidin artık" ın kibar versiyonu: "kasayi kapattiyoruz" "bar kapaniyor, son siparişleri alabilir miyim" soruları beni hep tedirgin etmiştir.
*az önce farkettim ki ne zaman boşlukta olsam, blog yazasım geliyormuş. burdaki yazdiklarimdaki ruh halim, genellikle tatilde iken yazdigim şeyler. sonraki girdilerimin daha genel ruh halimde yazdıgım seyler olmasini diliyorum.
Wednesday, 28 July 2010
Subscribe to:
Posts (Atom)